hüzünlü ve depresif olabildiğim zamanlarda, bir şeyler yazardım.ne kadar mutsuz olduğumu göstermekten korkmamak yaptığım en cesurca şeymiş, ve bunu anlamm için artık bunu yapamamam gerekti.duyguları...
Eski ev 7 yılın ardından sessizliğini ilk kez o gün bozdu.7 kıtadan gelen 7 ziyaretçinin sesleri, tozlu koridorlarda, sararmış perdelerde, havları dökülmüş renkleri solmuş halılarda...
saçları maviydi, saçları kahverengiydi,saçları sarıydı.gözleri baktığı mesafelerin derinliğini taşırdı, anlamsızdı.teni beyazdı ve teni siyahtı.formların ötesinde olmak isterdi varlığı.bir fikir, bir anlık, şimşek çakışıyla aydınlanan karanlık...
Çocukluk kahramanlarımın kulağıma fısıldadıklarını duyamaz olmuştum.bu öyle bir yıkımdır ki olduğun insan bütün çıplaklığıyla görünmekte iken, olmak istediğin insanın belli belirsiz yansıması aynadan sana tiksintiyle...
Evimi özlemeye başladığımda yola çıkalı fazla olmamıştı.Henüz varacağım noktadan yeterince uzaktım.Evimden de uzaktım üstelik.Boşlukta bir noktada A ile C arasında yeri belirsiz bir B noktasında...
Gece sokak kedilerin..gece sokak travestilerin, evsizlerin..yerdeki su birikintilerinden yansır hayat..köşebaşlarında kusmuk izleri, yankılanan kavga sesleri, kan lekeleri...intihar etmenin modası geçtiğinden beri..kristal...
bir noktada bir şeyler fazlasıyla yanlış gitmiş olmalı..herzaman en yanlış seçim neyse onu yapmayı tercih eden biri için artık alışıldık sahneler yaşıyorum.onu istiyorum, onu terk...
İnce,düzgün parmaklı beyaz bir elin,ancak gözlerinizi kapattığınızda çevrenizi saran saf karanlığa dair melodiler oluşturmasını izliyorum..camdan teninin altında soluk alıp verdiğine inanmak güç.hasta ciğerlerine sigara dumanına...
okyanus renginden mahrum o çocuk..özensiz,çamurdan yapılmış bir heykel gibi elleri,kolları ve bu yeteneksiz heykeltraşın en başarısız yaratımı olan gözleriyle..bütün o asaletiyle..senin gibi birinin bu kadar...
boş evden yanlızlık taşıyordu dışarıya dalga dalga..tüm hislerden soyutlanmış,hiçbirşeye üzülmeyen,hiçbirşeyden mutlu olmayan bir insan kabuğu, gözlerini boşluğa dikmiş o büyük yanlızlığa yabancı, oturuyordu.Kocaman mavi gözlerinin...
''dön arkanı ve uzaklaş!defol!git!'' histerik çığlıklarla başlayan bu ses giderek zayıfladı ve ağlamasına karışıp zayıf bi inlemeye dönüştü..kendi çığlıklarının yankısı kulağındaydı hala..bir denizkabuğunu kulağına koyduğunda...
oldukça tahmin edilebilir bi oyundu..komşu çocuu isteyene kadar yüzüne bakmadığın oyuncağın bi anda kıymete binmesi gbi...tahmin edilebilir insan doğası kafamı karıştırıyo yinede..şaşırtıcı..doğru bildiğin şeyler ve...
turuncu saçların denizin nefesine kapılıp yüzünün çevresinde ışık oyunları yaratırken, kendini dünyanın zirvesinde hissediyorsun..dudaklarının kıvrımı denizkabuklarına ilham veriyor..o sonsuz melodinin kusursuz bir parçasısın..burda hiçbirşey yaşlanmaz,...